Babadook mu, Candyman mi

Babadook mu, Candyman mi


Babadook mu, Candyman mi 18 14.02.2019, 17:54

"Babadook" mu, "Candyman" mi?

ARZU ÇEVİKALP/

Hepimizin, hayatına davet etmekten korktuğu davetsiz misafirler vardır. Bu davetsiz misafirlere karşı dikkat etmek lazım, yoksa sonumuzu getirebilirler. Böyle bir davetsiz misafir var desem ne yapardınız? İsmini beş kez andığınızda, direk arkanızda biten ‘Candyman’ ve ‘Babadook’ sizi ele geçirmek için pusuda bekliyor. Uyarmadı demeyin! ‘Candyman’ her öldürmeye gelişinde, kurbanına onu neden öldürmek istediğini izah eden, Freddy Krueger-vari zeki bir kancalı katildir. ‘Babadook’ ise, inançsızlıkla beslenen korkutucu siyahi bir doğaüstü varlıktır.

İngiliz korku romanlarının,önem teşkil eden isimlerinden biri olan CliveBarker, “Books of Blood” (Kan Kitabı, 1984-1985),romanıyla korku dünyasına giriş yaparak, korku severlerin ilgisini çeker. Barker’ın seri olarak çıkardığı “Books Of Blood” serisi, neredeyse tek bir solukta okunacak kadar ilgi çekici ve korkunçtur. Korkutmayı başaran, ender korku romanı serilerinden biri olan “Books of Blood,“Candyman” (Şeker Adam, 1992) filminin çıkış noktası olur. “Candyman”, serinin “The Forbidden” isimli uyarlamasıdır. Candyman’in en ilginç özelliği şudur: Eğer ‘Candyman’ismini beş kere tekrarlarsanız, musallat olur. Hatta elindeki kancasıyla, bedeninizi bile doğrar. Acaba adını tekrarlasak mı, ne dersiniz? Korkmayın ‘Candyman’ bizi burada bulamaz. ‘Candyman’, ‘Candyman’, ‘Candyman’, ‘Candyman’…İsterseniz deneyin, ancak gözünüzü dört açın yeter.

‘BABADOOK’ VE ‘CANDYMAN’İN BENZERLİĞİ…

Şimdi bunu biraz ters yüz edelim. Elimizde bu sefer “Babadook” filminin karakteri 'Babadook’ var. Eğer ‘Babadook’ ismini birkaç kez tekrarlarsanız ‘Babadook’ gelir ve bir daha da sizi terk etmez. Ta ki ona inanana değin…‘Babadook’ tıpkı ‘Candyman’ gibi sevimsizdir. ‘Mister Babadook’ adlı kitaptan fırlayan ‘Babadook’, hayalleri ele geçiren bir hırsız gibidir, onun tek derdi hapsolduğu dünyadan koparak, yeni transfer olduğu dünyaya, ayak basıyor oluşudur. ‘Babadook’ kesinlikle geri gönderilmekten nefret eder. Korkunç şeylere inanması zordur, öyle değil mi?

Kocasını 6 yıl önce kaybeden ve oğlu Samuel'i yalnız büyüten Amelia, bir gün oğlunun kitapları arasında ‘Mister Babadook’ adlı esrarengiz bir masal kitabı bulur. Kitabı okuduktan sonra, Samuel rüyasında ‘Babadook’ canavarını gördüğünü söyler. Gizemli Babadook’un gerçek olup olmadığı bilinmemektedir. Yönetmenliğini ve senaristliğini Jennifer Kent'in üstlendiği film, o kadar çok “Candyman” kokuyor ki, doğaüstü varlığı sorgulayan karakterin, başına gelenleri yalın bir şekilde ifade ediyor.  Karanlığa doğru itilen anne karakteri, tıpkı her korku filminde olduğu gibi, oğluna inanmama yolunu seçiyor. Anne-çocuk ilişkisini canavarın gözünden gören film, canavarın çok yalnız olduğunu ve aslında tüm bunları korkutmak için yapmadığını, tam tersine ona inanmadıkları için yaptığını dile getiriyor. İnancımızın gücünü test eden canavar, hem yalnızlığının bedelini ödetiyor hem de sıkışıp kaldığı yerden tam anlamıyla kurtulmak istiyor. Peki, sıkışıp kaldığı yer kitap mı? Sanmıyoruz… Şöyle bir ihtimal söz konusu: bu canavar kitabın içine hapsedildiği için, ancak çağrılınca gelebiliyor. Yani bir çeşit kara büyü yapılmış bu doğaüstü varlığa. Vampirlerle ilişkilendirilen ‘Babadook’, sürekli pusuda bekliyor ki, kendine yaşayacak güzel bir yuva bulsun!

YETİŞKİN ANNELER, ÇOCUKLARINIZA KULAK VERİN!

Yetişkin annelerin, zaman zaman çok korumacı olduklarından ötürü mantıklarını yitirdiklerine dair vurgu yapan yönetmen Kent, hikâyedeki inanç kavramını sadece canavar üzerinden işlemiyor, aksine bir annenin oğlu ile yaşadığı inanç eksikliğini dallandırıp budaklandırmadan kestirme yoldan anlatıyor. Kent, düşük bütçeyle çektiği filmine yeni çatışmalar ekleyerek, karakterler arasındaki dengeyi koruyor. Kent için önemli olan zaten minimal bir film ortaya çıkarmak! Kent imkânlarının kısıtlı olmasına karşın, hikâyeyi yan öğelerle destekliyor ve filmi klişe korku filmlerinden çok farklı bir noktaya çekiyor. Kitschestetiğini kullanmayı doğru bulmayan Kent, gereksiz görsel efektleri filme eklemektense, neden-sonuç döngüsüne eğilerek, karakterlerin daha önce hiç görmediğimiz özellikleri ile tanışmamıza vesile oluyor. Korkutamayan korku filmlerinden, oldukça ırakta olan “Babadook”un en ilginç tarafı kitap metaforu ile canavarı özdeşleştirmesi. Örneğin, kitapta ‘Babadook’un yaşayacağı mizansenler resmediliyor, o mizansenlerden biri o kadar kanlı ki, Kent bize o mizanseni aynı şekilde kurguluyor. Tabiri caizse kan, sert bir şekilde akıyor. İşte bu filmin en sert tarafı… Gerçek bir korku filmi izlediğimizi hissediyoruz. Tabi animasyonun başarısı da kaçınılmaz!

“ROSEMARY’S BABY” FİLMİNİN ESİNTİLERİ…

Delilik ve normallik arasında gidip gelen karakterlerin, içsel maceralarını sıkmadan seyirciye aktaran Kent, sıradan bir korku filmi yapmadığını bu şekilde kanıtlamış oluyor. ‘Kuzguna yavrusu şahin gözükür’ mantalitesini yıkan Kent, “Candyman” (Şeker Adam, 1992) ve “Rosemary’s Baby” (Rosemary’nin Bebeği, 1968) karışımından oluşan bir kokteyl hazırlıyor. Hazırladığı kokteylin içine biraz fazla içki katan Kent, başımızın dönmesi için elinden geleni yapıyor sanki…
 
Tanınmış bir aktör olmak için uğraşan Guy ve karısı Rosemary, New York'taki yeni hayatlarına adapte olmak için eski bir binada daire kiralarlar. Genç çiftin bu yabancı yere alışmalarındayardımcıları gibi gözüken, üst kattaki komşuları yaşlı Castavet çifti olur. Castavet çiftinin iyi tavırları Rosemary’i şüphelendirir ama kocası Guy ne yazık ki, olan bitenden bihaberdir. Günden güne tuhaflaşan ve şüpheleri artan Rosemary, gördüğü tuhaf ve korkutucu bir rüyayla sarsılır. Rüyasında şeytanı bir varlık tarafından tecavüze uğradığını gören Rosemary, gerçek hayatında hamile kaldığında (doğacak bebek yaratık-variolacaktır) komşuların gizemi giderek artmaya başlar.
Ira Levin'in kült romanından Roman Polanski tarafından sinemaya uyarlanan film, korku-gerilim sinemasının en başarılı örneklerinden biridir.Bunu iyi bilen ve sırf bu sebeple “Rosemary’s Baby”nin taktiğini kullanan Kent, Rosemary ile Amelia arasında bir bağ kuruyor ve onların değişimlerini karanlığın getirdiği şeytani güce bağlıyor. Hayatları üzerine çöken korku bulutlarının hiç durmadan yağmur yağdırması her şeyi net bir şekilde ortaya çıkarıyor. Hele o çakan şimşekler yok mu,  iyice ürkütüyor insanı…  Eğer filmi tersten düşünürsek sonuç şu olur: Canavarlardan korkmamamız gerektiğini net bir biçimde detaylandıran “Babadook”, onlarla dost olmamızın mümkün olduğunu tavzih ediyor.  Canavarların görüntülerinden ötürü korkunç olduklarını eleştirmeden irdeleyen Kent, soyutlaştırdığı hikâyesini, fantastik ögelerle donatmak yerine, dramatikleştiriyor. Canavarların hiç bilmediğimiz yönlerini ele alan Kent, onların birer davetsiz misafir olduklarına parmak basıyor.  Aklımıza direk “Borgman” (Borgman, 2013) filmi geliyor çünkü‘Borgman’ da davetsiz misafirdi. Amacı kendine sıcak bir yuva bulmaktan ibaretti. Belki de ‘Babadook’ da aynı ‘Borgman’ gibi düşünüyordur. Gerçi ‘Borgman’ canavar değildi, orası ayrı!

KUSURSUZ FİLM OLMAZ!

Film, dışarıdan güzel gözükebilir belki ama bazı kusurlarını da kamufle etmemek gerek, çünkü ortaya attığı hikâyede bazı gedikler var. Ütopyalarla, gerçekleri lehimle birbirine tutturan Kent,  filmin sonuna doğru feci bir şekilde çuvallıyor. Elindeki argümanları doğru bir şekilde bir araya getiremeyen Kent’in anlam boşluğuna düştüğü aşikâr… Film, başlıyor, gelişiyor ama sonlanamıyor. Eğer filmi bir kompozisyon gibi düşünürsek,  giriş ve gelişme bölümünün başarılı olduğunu söyleyebiliriz ama sonuç için maalesef aynısını söyleyemiyoruz. Gönül isterdi ki, sonuç da öyle olsun… Filmin diğer bir kusuru ise şu: ‘Babadook’ isimli yaratığın çocuğa Babadoooook diye seslenişi, filme biraz komik bir hava katmış. Keşke bu sahne hiç olmasaydı.
Tüm bu kusurlara rağmen,  yine de Kent’i tebrik etmek lazım. Hakkını yemeyelim. Piyasada tutunmak hiç kolay bir iş değil. Ayrıca Kent’in ilk projesi olduğunu da hatırlatmakta fayda var.

Sonuç olarak; bazen çocuklarımıza kulak vermemizin yararımıza olacağını korku filmiyle ateşlendiren Kent,  korku motiflerini aslında basamak olarak kullanıyor. Dememiz o ki, korku motiflerinin arasına yerleştirdiği duygu ve düşünceleri kuvvetlendiren Kent,  yarı duygusal ve yarı korkunç bir hikâyeye davet ediyor bizi.Hikâye özünde oldukça yumuşak zaten… Sertlikten fazla hoşlanmayan Kent, yalnızca tek bir sahneyi keskinleştiriyor. (Yukardaki paragraflarda bahsetmiştik) Bu yönüyle Michael Haneke’ye benzeyen Kent, zekâsından ve hayal gücünden yararlanarak şimdiye kadar görülmeyen yeni bir şeyi ortaya koyuyor. Yani, mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç olgusunu “Babadook” ile ilişkilendiriyor. Kent’e bir şans verelim ve kendi yorumumuzu yapalım. Film çok yakında vizyonda olacak.  ‘Babadook’un selamı var: Çağırırsanız gelirim ve bir daha geri dönmem.

Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlananKullanım Koşulları’nı veGizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Babadook mu, Candyman mi

Babadook mu, Candyman mi

Related news

  • Basen eriten özel çay
  • Forum Bornova 23 Nisan Şenlikleri 2017
  • Reçete Gerektirmeyen Doğal Antibiyotikler
  • Etiket: genç gösteren saç modelleri

  • Babadook mu, Candyman mi 43

    Babadook mu, Candyman mi


    Babadook mu, Candyman mi 21

    Babadook mu, Candyman mi 59

    Babadook mu, Candyman mi 90

    Babadook mu, Candyman mi 83

    Babadook mu, Candyman mi 63

    Babadook mu, Candyman mi 52

    Babadook mu, Candyman mi 96